Hırs

Elmayı usul usul içten kemirip çürüten küçük bir kurtçuk gibi, insanların başının belası duygular vardır. Duyguların bazıları saplantılardan oluşur. Kimisi de sonradan edinilen alışkanlıklar şeklindedir. İlkin çevremizde görürüz tuhaf yargı ve davranışları. Kimi tuhaf, iğrenç ve çelişik tutumların tetikleyicisi duygulardır bunlar. Zaman içinde bedenimizden içeri farkına varmaksızın girer ve sinsice kalplerde lekeler bırakır. Hırs, kalple birlikte atan ve çıkması zor lekelerin en belirginidir. Hırs ne kötü bir şeydir. İnsanı içten yiyip bitiren çevreyi de kırıp geçiren mikropların en zararlısıdır. Hep uzak durmuşumdur hırslı insanlardan. Hep; en popüler olma, en önde olma, hep birinciliğe oynama, tepede olma ihtirası onlardan bir türlü eksik olmaz. “En olma” yolundaki hırs ve ihtiraslar çepeçevre kuşatmıştır benliği. Hayat en tepede olma üzerine kuruludur. Hâlbuki yükseklerde yer tutanların aşağıdakiler gibi güvende olmadığını söyler Şeyh Edabali. Bu sebeple onlar doruklardaki kar gibi tehlikelidirler. Ne zaman nereye çığ gibi düşecekleri de belli değildir. Hırslı egoist kişiler zamanını kollarlar menfaatlerini elde etme gayesiyle. Yeri ve zamanı gelince en yakınlarını bile tanımaz olurlar. Toza dumana katarlar, sonrada pus içinde görünmezmiş gibi çıkarlarına ulaşırlar. Bir çırpıda karalayıp, silerler insanı. Hep ama hep merkeze kendilerini alıp, olaylara kendi pencerelerinden bakarlar. Çevrelerindeki kişiler hamlelerinde kullanacakları güdümlü piyonlarıdır. Satrançta olduğu gibi hamlelere kurban edecek piyonları kalmayınca da er meydanına çıkmak zorunda kalıp gerçeklerle yüzleşirler. Hele birde karşılarına kendilerinden daha akıllı birileri çıktığında maskeleri düşer. Çoğu kere sinelerindeki hırsın ortaya çıkmasından korktukları için geri çekilirler. Veyahut kendilerini yokluğa götürecek riskleri göğüslemeye çalışırlar. Hırslı şahısların sonları da hazindir. Doyumsuzluklarından kaynaklanan hırsları, onların girdabı oluverir de çıkamazlar oracıklardan.(Kişilik tahlilleri)