Hayatın zorlukları her hikmetse dağları anımsatır bana. Dağın arkası dağ olur. Dağa tırmanmaya hele bir başlamayıverin. Geri dönemezsiniz de. Doruklar ürkütür dimağları, üşütür bedenleri, çarpıntı getirir kalplere, korku peyda olur gözlerde. Aşağılar ise başımızı döndürüverir sanki hiç oralarda bulunmamışız gibi. Kıskaçta kıstırılmışsınızdır. Ne çare ki hedef konulmuştur bir kere. Zirveye adım adım çıkmak fedakârlık gerektirir. Takatiniz kalmadığını hissetseniz de çivileri çakarsınız dağın yamaçlarındaki kayalara. Soğuklar, sarplıklar, kanyonlar, yamaçlar vb. engeller bitip tükenmez. Hele bir de o rüzgârlar yok mu? Bir türlü esintilerini gevşetmezler. Uğul uğul kulaklardan içeriye sokulup, derinizin üzerinden yakar geçer sizi. Bilhassa gücünüzün azaldığı anlarda hissedersiniz yalnızlığı. Ciğerlerinizin parçalanacağı korkusuyla derin derin oksijeni çekersiniz içinize. Bu derin soluklanmaların çarpıntısından bırakın baharı yaşamayı, kardelen, nergis, leylak ve gelincik gibisinde birçok dağ çiçeğinin kokusunu bile alamazsınız. Böyle bir yaşam akışındaki parkurların her biri, apayrı deneyimler katar tırmanış yapan dağcılara. Hayatın ince eleği insanoğlunun bu maratonda ne kadar iyi bir dağcı olmaya zorlar. İdmansız başladığınız hayatın tırmanışında bir de bakmışız ki iyi bir dağcı olmuşsunuz. Dağın arkası bakarsın ki bir de bağ da oluvermiş. Bağların bulunduğu ovaların kanunları ise çok çok farklıdır. Dağda gezmeye alışanlar için düz yollar tuhaf gelir. Sudan çıkan balığın misali dağcılar sersemleşirler ovanın düzlüğünde. Öylesine garip bir durumdur ki dağcıların ovaya inişi. Onların birçok deneyimi, dağcılığın birçok bilgisi buralarda fayda getirmez. Ovada yumuşaklık naiflik ve bir de rehavet vardır. Zaman, onları dağdan gelen ovalı yapar da gariplerimin birçoğu unutuverir geçmişini.(Kişisel gelişim)
Tırmanış
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun