Bir öğretmen için adaleti, hele ki bireyler arası dengeyi sağlamak bir hayli zordur. Sınıf içinde bireysel farklılıklarını en uçlarda gördüğümüz şahıslar karşımızda gözümüzün içine bakarak bizi izlerler. Oradaki atmosfer ve yapı, daha bir sorumluluk ister. Her bir hareket, her bir sözün getireceği sonuçların vebali vardır. Onlara ders anlatmak yanında iyi bir model olma zorunluluğuyla karşı karşıyayızdır. Küçük öğrencileriniz ilkin toprağı çatlatırlar buğday daneleri gibi. Hep mi hep ileriye doğru boy atma gayretindedirler. Bir süre sonra her yönüyle gelişerek fidanlaşırlar sizin yamacınızda. Küçük dimağlar zerre miktarı bir hatanın ve haksızlığın hemen ayırtına varır ve kabullenmezler çapraşık davranışları. Çünkü yok olmamıştır yaratıcının içlerine koyduğu adalet mefhumu. Hassasiyetleri, duyarlılıkları törpülenmemiştir. Ne var ki zaman içinde anormalliklere, yanlışlıklara, tutarsızlıklara aşinalık kazanılır. Yüce değerler içinde yer alan adalet olgusu sıradanlaşan bu durumlar karşısında erozyona uğrar. İşte o zaman bireylerin hırsları, egoları, ihtirasları devreye girer ve koskoca toplumu kuşattığı gibi onlarında iç dünyalarına giriverir. Bir de bakmışsınız ki korunaklı bir fanusta tuttuğunuz şaşkın bakışlı sevimli öğrencileriniz nice nice erozyonlara maruz kalır. Şayet yüce değerler benliklerde yer edememiş ve derinlere kadar kök salmamışsa, hayattaki rüzgar ve kasırgaların etkisiyle güzel hasletler çarçabuk savrulup gider. Ne hikmetse iyiliklerin yayılması kadar yavaş değildir, güzel değerlerin erozyona uğraması. Çünkü kötülükler yıldırım hızıyla yayılır. Bu değer kayıplarından dolayı toplumun her katmanında açılmayı bekleyen nice güzel kapı kilitli kalır. Binaenaleyh yüce değerler içinde yer alan adalet olgusunun kaybı, en dürüst olanımızı bile kendi benliğinden uzaklaştırır.(Çocuk eğitimi)
Nasıl da değişir insan
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun