Anekdot

Şehir şehir gezip buram buram farklı atmosferleri solumak hayatın güzel demlerinden bir tanesidir. Tecrübeyle edindiğim farklı bir kazanımdır şehirlerin yalnızlığında şehirleri gezmek. Kültür gezisi içinde şehirlerin bilindik yönlerini görmek için gündüz gözüyle, gizemli yanlarını görmek için insan keşmekeşinin olmadığı anları yakalamak lazımdır. Bilhassa insanların uykuda bulundukları anları bekleyip ve bir başımıza şehir sokaklarında zamanın sessizliğini dinleyerek kısa süreliğine tarihi doku içinde tur atmak bambaşka bir doyumsuzluk hissi verir insana. Bu yönüyle şehirler, bizi daha bir büyüsüne alır. Tabiî ki pek bilindik olmayan bu tarz geziler, ilkin tuhaf gelebilir ve hatta yadırganabilir. Ne var ki gündüz aydınlığında, insanlarıyla bütünleşmiş bir şehir; gece karanlığında ise sahiplerinin terk ettiği bir şehir karşımızda dikilir. Çünkü gecenin ortasında ayakta duran biz ve şehir vardır. İşte bu anlarda şehir, çapraşık ve bütünleşik tüm hüviyetiyle görülebilir ve geziden istenilen tad yakalanıverir. Bir de şehrin , küçük sokak lambalarının aydınlığında tüm masumluğunu ve mahzunluğunu size göstermesi yok mu. Bu ışık huzmesi altında daha bir hoş olur insan. Böylelikle çoğunluğun gözünden kaçan şehre ait hatıratları elde etme imkanı bulunur. Bir Mardin, bir Urfa, bir Bolu, bir Kastamonu vb. hep bu şekilde adımlanmıştır. Gezerek edinilen bilgi ayrı bir lezzet vermektedir.(Şehir günlüğü)