Kişioğlu hep ama hep daha iyiye gözünü dikerek gelişme eğilimi gösterir. Gelişme süreci boyunca da büyüklü küçüklü kimi hatalar yaparız. Hatalar ne şekilde olursa olsun telafisi mümkün olmalıdır. Yok eğer bu hususa riayet edilmezse, üstünkörü birçok arızalar ortaya çıkar. Ardı ardına gelen pişmanlıklar vicdanların sızlamasına neden olur. İçimizde her bir hücre, an ve an acılar buhranıyla sızlar. Mazideki o hataları hatırladıkça tuhaf oluruz. Kimisinde, gözler dolar, kimisinde de tüh tüh manzumeleriyle kafalar sallanır. Geçmişi geri getirme isteği peydahlanır. Ne kadar debelensek de hafızaları sıfırlayamayız. İzler, bir kere yer etmiştir kafanın içinde. Bilgisayar denilen makinelerde de benzer durum söz konusudur. Sistemin içine giren veriler, bilgiler ve virüsler ne kadar temizlense de bellekte bir yerlere kazınmıştır. Bu veçhile, bir işe girişmeden önce; çokça düşünmek, hataları minimuma edecektir. İdam kararını veren bir hâkimin infaz gerçekleştikten sonra, mevtanın suçsuzluğunu anlaması, en önemlisi de garibimin çok çok iyi bir insan olduğunu öğrenmesinin kime ne faydası olacaktır bilinmez. Kalem kırılmazdan önce, o kalemleri doğru yerlerde kullanmak ve hataya mahal bırakmamak önem arz eder….Birçok kere de geri dönüşü mümkün olan hatalar yapılır. İşte bunlarda da kalp kırıklıklarını ve beyindeki kötü izleri silip kazımak çokça güçtür. Eski kısmen yerine gelse de o geçmişteki tat yakalanamaz. Tadı kaçmıştır bazı güzelliklerin. Önümüze konulan altın, zümrüt, yakut da olsa değer ifade etmez.(Yaşam akışı)
Hatalar ve telafileri
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun