Büyük yerlerin sahnelerinde büyük hülyalar, büyük oyunlar sergilenir. Binasından yoluna, sorunlarından çözümlerine, bolluğundan kıtlığına, zenginliğinden fukaralığına, iyiliğinde kötülüğüne kadar her bir unsurunda büyüklük vardır. Kabusları da daha bir korkunçtur. Hülyaları da deryalar kadardır. Nice garibanları yutmak adına büyük yerlerin denizleri de büyüktür. Büyük yerlerin serapları da büyük olur kimilerini serinletmek için.…..Halbuki öylemidir küçük Anadolu kasabaları. Küçük oldukları kadar şirinlikleriyle büyüler insanları. Küçük olmaları hasebiyle kötülükler sığmaz içine. Her bir şey tüm berraklıklarıyla bünyelerin düşün ve gönül dünyasına seslenir. Çeşit çeşit güzellikler tüm gücüyle yok olmaya karşı direnir. Bireylerin düşünce dünyaları kadar gönül dünyaları da erozyona uğramamıştır oralarda. Zaman derseniz, bir hayli yavaş akar. Gün içinde zamanı doya doya yaşarsınız. Bir başınıza yapabileceğiniz o kadar çok iş vardır ki böylesi yerlerde. Ne çare şehirlerin koşuşturmalarındaki yoğun tempolara alışanlar, küçük kasabalarda kafese kapatılan aslan gibi olur. Sağa dönersiniz, sola dönersiniz şehir bitiverir. Görecek, konuşacak başka insan kalmaz. Bu sebepledir ki her bir şey iç içedir oralarda. Bundan ötürüdür ki insani ilişkilerin hep ama hep samimiyete dayandığını görürsünüz. Para mefhumu insanların kanına girmemiştir. Az bir geçim kaygısıyla para kazanılır oralarda. Hırslar, ihtiraslar çok az insanda ve küçük boyutlarda görülür. Küçük yerlerde has miyane eğilimli güruh kolayca göze batar. Bu sebeple çevreye çarçabuk kök salamazlar kötülüklerini büyütme adına ….(Şehir notları)
Kasabalar ve şehirler
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun